Leyla
gözlerini kaçırmadan onun karşısına dikildi. "Babanızın peşinde
olduğu şey, sizi buraya kadar getirdi," dedi Kadir Bey alçak
sesle. "Ama
oyunun kurallarını bilmiyorsunuz."
Yaman bir
adım öne çıkıp sertçe konuştu. "Oyun mu? Adalet için savaşan bir
adamın ölümü senin için bir oyun muydu?"
Kadir Bey
kısa bir kahkaha attı. "Adalet mi? Siz hâlâ bu şehirde adalet diye bir şey
olduğuna mı inanıyorsunuz?"
Leyla’nın
içi öfkeyle doldu. Babasının yıllarca uğraştığı şeyin bu adam tarafından
küçümsenmesi, sabrını tüketmişti. "Gerçekleri açığa çıkarmak için
buradayız,"
dedi. "Ve
ne kadar saklamaya çalışsan da sonunda ortaya çıkacaklar."
Kadir Bey
başını hafifçe eğerek derin bir nefes aldı. "Gerçekler mi? O
gerçekleri bilen herkes ya susturuldu ya da kayboldu. Sen de babanın yolunu
izlemeye devam edersen, aynı kaderi paylaşacaksın."
Yaman hızla
Leyla’nın kolunu tuttu, ama Leyla geri çekilmedi. "Bizi korkutmaya
çalışıyorsun, ama korkmayacağız," diye yanıtladı. "Babamın bu
şehirde savunduğu adalet, senin kirli işlerinden daha güçlü."
Kadir Bey’in
yüzü sertleşti. "Beni
hafife alıyorsunuz," dedi soğuk bir tonla. "Ama yakında kimin
gerçekten güçlü olduğunu göreceksiniz."
Tam o anda,
fabrikanın dışından araba sesleri duyulmaya başladı. Leyla ve Yaman
birbirlerine baktılar. Peşlerinde olanlardan daha fazlası vardı. Şimdi bir
seçim yapmaları gerekiyordu—kaçmak mı, yoksa savaşmak mı?
Gecenin
sessizliğinde yankılanan araba motorları, gerilimi daha da artırıyordu. Leyla
ve Yaman, fabrika içinde sıkışmışken dışarıdaki gölgelerin hareketlerini
dikkatle takip ediyorlardı. Kadir Bey, kaşlarını çatmış, sanki yaklaşan
tehlikeyi önceden sezmiş gibi gözlerini Leyla'ya dikti.
"Bu
iş burada bitmeyecek," dedi Kadir Bey. "Bana karşı gelip
de bu şehirde uzun süre yaşayan kimse olmadı."
Leyla,
çantasını sıkıca kavrayarak bir adım ileri çıktı. "Babamın izinden
gittiğimi biliyorsun," dedi kararlı bir sesle. "Onun savaşını
devam ettireceğim. Senin düzenin artık sarsılacak."
Yaman,
Leyla’nın sözlerinin ne kadar tehlikeli olduğunu biliyordu ama onu
desteklemekten başka bir şansı yoktu. "Eğer bu şehirde adalet varsa, artık
ortaya çıkmalı," dedi sert bir ifadeyle.
Kadir Bey,
kısa bir kahkaha attı. "Adalet mi? Siz hâlâ burada adalet arıyorsunuz öyle
mi?"
diye alaycı bir şekilde sordu. "Adalet yalnızca güçlülerin elinde
olan bir araçtır. Siz ise bu oyunda birer piyonsunuz."
Tam o anda,
fabrikanın dış kapısı büyük bir gürültüyle açıldı. Leyla ve Yaman refleksle
geri çekildiler. İçeriye giren karanlık siluetler, ortamı daha da tehlikeli
hâle getirmişti.
"Artık
seçim zamanı," dedi Kadir Bey. "Ya benimle bir anlaşma yaparsınız
ya da bu gece burada son bulur."
Leyla
dişlerini sıkarak Yaman’a döndü. Onlar, boyun eğecek insanlar değildi. "Biz bu şehirde
korkuyla yaşamayacağız," dedi sert bir tonla.
Yaman hızla
etrafına bakarak kaçış için en uygun noktayı hesaplamaya başladı. Ama bu sefer
kaçmak yeterli olmayacaktı. Burada bir cevap bulmaları gerekiyordu. "Sana bir seçenek
sunacağız,"
dedi Yaman. "Gerçekleri
bize anlat, belki sen de bu oyunun kurbanlarından birisin."
Kadir Bey,
bu sözler karşısında dondu. Birkaç saniye boyunca sessizlik hakim oldu. Sonunda
yüzü hafifçe değişti. "Siz gerçekten hiçbir şey bilmiyorsunuz," diye mırıldandı.
📖 Hikayeye Devam Et
Aşkın Son Perdesi 30 bölümüne geçmeden önce kısa bir reklam ile destek olun.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder