Leyla,
omuzlarında hissettiği ağırlığa rağmen ayağa kalktı. Kararlılıkla doluydu. Bu
sadece babasının intikamı değildi, aynı zamanda bir adaletsizlik ağını ortaya
çıkarma göreviydi.
"Araba
burada kalsın," dedi Yaman. "Yürüyerek gitmek daha güvenli. O bölgede
arabayla dolaşmak dikkat çeker. Hem, o eski sokaklar labirent gibidir,
arabayla girmek zor olur."
Leyla başını
salladı. "Pekala."
Yaman,
kulübenin kapısını açtı. Dışarıdaki soğuk hava, yüzlerine vurdu. Ay ışığı,
ağaçların arasından süzülerek ormanlık yolu aydınlatıyordu. Leyla, çantası
sırtında, kararlı adımlarla Yaman'ı takip etti. Her adımında, babasının
mirasının ağırlığını hissediyordu. Bilinmezliğe doğru atılan her adım, onu hem
korkutuyor hem de içinde tarifsiz bir heyecan uyandırıyordu. Gerçeğe yaklaşmak,
ateşe yaklaşmak gibiydi. Yakacaktı belki, ama aydınlatacaktı da.
Ormandan
çıktıktan sonra, şehrin eski ve bakımsız sokaklarına doğru ilerlemeye
başladılar. Gecenin bu saatinde sokaklar sessizdi. Sadece uzaktan gelen bir
kaçak kedinin miyavlaması ve rüzgarın uğultusu duyuluyordu. Her köşe başında,
bir gölge saklanıyor gibiydi. Leyla, temkinli adımlarla Yaman'ı takip ederken,
etrafı dikkatlice gözlemliyordu. Gözleri, en ufak bir hareketi bile kaçırmamak
için tetikteydi. Bu, sadece bir av değil, aynı zamanda bir avcı olma zamanıydı.
Leyla'nın
içindeki his, korkuyla cesaretin tuhaf bir karışımıydı. Şehrin eski
sokaklarında ilerlerken, duvarlardaki solmuş yazılar ve kırık kaldırımlar
onların geçmişe doğru yürüdüğünü hissettiriyordu. Adımlarını dikkatlice atan
Yaman, bir an duraksayıp başını çevirerek Leyla'ya baktı.
"Burada,
dikkatli olmalıyız," dedi alçak bir sesle. "Kimseyi
uyandırmak istemeyiz."
Leyla, derin
bir nefes aldı. Çantasının içindeki belgeleri sıkıca kavradı. Bu belgeler,
babasının ölümüyle ilgili sırları açığa çıkarabilecek anahtar niteliğindeydi.
Sadece bir isim yeterliydi—o ismi bulmaları gerekiyordu.
Yaman, sağ
taraftaki dar bir sokaktan içeri girdi. Burası, yıllardır unutulmuş gibiydi.
Eski bir duvar lambasının titrek ışığı, sokaktaki gölgeleri daha da tehditkâr
hâle getiriyordu. "Burada buluşacak kişi güvenilir mi?" diye sordu Leyla,
sesi hâlâ temkinli.
"Şu
an bildiğimiz tek şey," diye yanıtladı Yaman, "bize doğru bilgi
vereceği."
Leyla,
sessizce onayladı. Adımlarını hızlandırarak Yaman'la birlikte küçük bir avluya
girdiler. Avlunun köşesinde eski bir masa ve birkaç sandalyenin bulunduğu bir
kahvehane vardı. Masanın hemen yanında, gri paltolu yaşlı bir adam oturuyordu.
Adamın yüzü, hayatın ona ne kadar acımasız davrandığını anlatan çizgilerle
doluydu.
"Geldiniz," dedi adam, kısık bir
sesle. "Sizi
bekliyordum."
Leyla, yaşlı
adamın yüzüne dikkatlice baktı. Gözlerinde, yılların biriktirdiği sırların
ağırlığı vardı. Yaman sessizce bir sandalye çekerek oturdu. Leyla da hemen onun
yanına geçti. Bu an, onun için sıradan bir konuşma değil; kaderini
şekillendiren bir adımın başlangıcıydı.
"Bizi
neden buraya çağırdınız?" diye sordu Yaman, sesi temkinli ama
kararlıydı.
Yaşlı adam,
titreyen ellerini masanın üzerinde birleştirdi. Derin bir nefes aldı. "Babanın ölümü bir
kaza değildi," dedi düşük bir ses tonuyla. "Bunu ikiniz de
biliyorsunuz. Ama bilmediğiniz şey, bunun çok daha büyük bir komplonun parçası
olduğu."
Leyla'nın
kalbi hızlandı. "Bize
bildiklerini anlat," dedi keskin bir sesle. Artık sırların içinde
kaybolmak istemiyordu. Gerçekleri bilmek, acı verse de kaçınılmazdı.
"Baban,
eski bir dosyanın peşindeydi," diye devam etti adam. "O dosyada,
şehirde yıllardır süregelen bir adaletsizlik ağı vardı. Öldüğünde, bu dosya
kayboldu. Ama ben, onun kimde olduğunu biliyorum."
Leyla'nın
nefesi kesildi. "Kimde?"
Adam,
etrafına tedirgin bir bakış attıktan sonra eğilerek konuştu. "Siz onu Kadir Bey
olarak tanıyorsunuz. Ama gerçek adı farklı. O, gölgeler arasında yaşayan ve
şehrin en büyük sırlarını elinde tutan adam. Babana karşı olan oyunu
yönetenlerden biri."
Yaman
yumruklarını sıkarken Leyla gözlerini kapattı. Kadir Bey, yıllardır ailelerinin
çevresinde sessizce dolaşan ama hiçbir zaman tam olarak güvendikleri biri
değildi. Şimdi ise, babasının ölümünün baş aktörlerinden biri olabileceği
gerçeği, her şeyi daha karmaşık hale getiriyordu.
Leyla
kararlılıkla doğruldu. "Onunla yüzleşmek zorundayız," dedi. "Bu iş burada
bitmeyecek."
Yaman,
Leyla'nın gözlerindeki kararlılığı görünce başını salladı. "Peki, bunu nasıl
yapacağız?"
Yaşlı adam,
masanın üzerine küçük bir anahtar bıraktı. "Bu anahtar, eski
tren istasyonundaki depo odasının kapısını açıyor. İçeride, babanın
araştırmalarına dair bazı kanıtlar olabilir. Ama dikkatli olmalısınız. Sizi
orada bekleyenler var."
📖 Hikayeye Devam Et
Aşkın Son Perdesi 27 bölümüne geçmeden önce kısa bir reklam ile destek olun.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder