Leyla,
avucundaki anahtara baktı. Küçük ama ağırlığı büyük bir nesneydi. "Bu anahtar,
sadece bir kapıyı değil, geçmişin sırlarını da açacak," dedi kendi kendine.
Yaman, onun gözlerindeki hırsı gördü ve hafifçe başını salladı.
"Bu
depo odasında ne bulacağımızı bilmiyoruz," dedi Yaman. "Ama eminim ki
babanın bıraktığı izler bizi doğru yöne götürecek."
Yaşlı adam
derin bir nefes aldı, sesi hafifçe titriyordu. "Oraya
gittiğinizde dikkatli olun. Babanızın peşinde olanlar, o dosyanın açığa
çıkmasını istemezler."
Leyla ve
Yaman, kahvehaneden çıkıp sokak boyunca sessizce yürümeye başladılar. Şehir
geceye gömülmüştü ama sokak lambalarının titrek ışığı, gölgeleri daha da
tehditkâr hâle getiriyordu. Depo, eski tren istasyonunun arkasında yer
alıyordu—yıllardır kullanılmayan, artık unutulmuş bir yer. Oraya vardıklarında,
paslanmış demir kapının önünde durakladılar. Leyla derin bir nefes aldı.
Anahtarı
kilide yerleştirirken Yaman tetikteydi. Kilit ağır bir gıcırtıyla açıldı ve
depo kapısı yavaşça aralandı. İçerisi nemli ve rutubet kokuyordu. Raflar, eski
dosyalar ve tozlu sandıklarla doluydu. Leyla’nın gözleri hızla çevrede dolaştı.
"Burada
bir şeyler saklanıyor," diye mırıldandı. "Bunlar sıradan
belgeler değil."
Yaman,
raflardan birini çekerek eski bir dosya çıkardı. Üzerinde, babasının adı
yazılıydı: "Fuat
Demir Araştırma Dosyası". Leyla'nın nefesi kesildi. Babasının yıllar
önce topladığı belgeler burada mıydı?
Tam dosyayı
açacakları sırada, dışarıdan ayak sesleri duyuldu. İkisi de anında refleks
gösterip birbirlerine baktılar. Birileri buraya gelmişti. Leyla dosyayı hızla
çantasına koydu. "Şimdi
kaçmamız gerekiyor," dedi fısıltıyla.
Kapının
hemen yanındaki gölgeler hareketlenmişti. Kimin geldiğini bilmiyorlardı. Düşman
mıydı? Yoksa babasının eski bir dostu mu? Ama bir şey kesindi—bu gece,
karanlığın içinde yalnız değillerdi.
Dışarıdaki
ayak sesleri hızlanıyordu. Leyla ve Yaman, tozlu depoda sıkışıp kalmışken,
nefeslerini tutarak beklediler. Kimdi bunlar? Düşman mıydı, yoksa bir uyarı mı
getirmişlerdi?
Kapının eski
menteşeleri hafifçe gıcırdadı. Gölgeler, içeriye daha fazla sızıyordu. Yaman,
refleksle cebine uzandı, ancak Leyla, elini hafifçe kaldırarak onu durdurdu. "Bizi fark etmemiş
olabilirler. Önce dinleyelim," dedi alçak bir sesle.
İçeriye
giren iki kişi, düşük sesle konuşuyordu. Seslerinden biri tanıdıktı—Kadir Bey.
Leyla’nın nefesi kesildi. Şimdi daha dikkatli olmaları gerekiyordu.
"O
dosyaları bulmamız gerekiyor," dedi Kadir Bey sert bir tonda. "Fuat bize fazla
yaklaşmıştı. Şimdi kızı aynı hatayı yapıyor."
Yaman,
kaşlarını çatarak Leyla’ya baktı. Leyla ise dişlerini sıkıyordu. Babası
gerçekten doğru bir şeyin peşinde koşmuştu. Ama bunu yaparken çok güçlü
düşmanlar edinmişti.
Bir anlık
sessizlik oldu. Ardından, diğer adam konuştu. "Burada
olduklarına emin misin?"
"Hayır," diye yanıtladı Kadir
Bey, "ama
bu depoda bir şeylerin saklı olduğunu biliyoruz."
Leyla hızla
Yaman’a fısıldadı. "Buradan çıkmalıyız. Ama sessizce."
Yaman,
gözleriyle etrafı taradı. Depo büyük bir yerdi, ama kaçış için fazla seçenek
yoktu. Arkada, az kullanılan bir servis kapısı vardı. Oraya ulaşmaları
gerekiyordu.
Leyla,
dosyayı çantasına sıkıca yerleştirdi ve hızla arkaya doğru ilerlemeye başladı.
Yaman, onun hemen arkasındaydı. Gözleri her an kapıya yönelmişti. Kapının
eskimiş koluna uzandılar. Ama tam o anda, dışarıdan bir silah sesi yankılandı.
Şehirdeki
gölgeler artık daha tehlikeliydi. Gerçekler ortaya çıkıyordu—ama ne pahasına?
Gecenin
karanlığı, Leyla ve Yaman’ı içine çekmişti. Depoda yankılanan silah sesi,
havada bir süre asılı kaldıktan sonra şehrin sessizliğine karıştı. Yaman hızla
Leyla’yı kolundan tutarak servis kapısına yönlendirdi. "Şimdi çıkmazsak,
çok geç olabilir," dedi fısıltıyla.
Leyla,
çantasındaki dosyayı sıktı. Babasının gerçeği ortaya çıkarmak için uğraştığı
her şey, artık onun omuzlarındaydı. Geri çekilmek, seçenek değildi. "Kadir Bey’in bu
kadar köşeye sıkışması demek, gerçekten büyük bir sırrı koruduğu anlamına
gelir,"
diye düşündü.
Kapıyı
araladılar ve hızlıca dışarı süzüldüler. Dar ara sokaklardan geçerek şehir
ışıklarının olduğu bölgeye ulaşmaya çalıştılar. Fakat peşlerinde bir gölge
vardı. Kadir Bey’in adamları onları takip ediyordu.
"Buradan
çıkmak için bir planın var mı?" diye sordu Leyla.
"Evet," dedi Yaman, gözleri
çevreyi tarayarak. "Ama riskli."
Köşeye
döndüklerinde, terk edilmiş bir binanın eski yangın merdivenine yöneldiler.
Yukarı tırmanırken nefesleri hızlandı. Kadir Bey’in adamları aşağıda kalmıştı,
ancak çok uzun süre kaçamayacaklardı.
📖 Hikayeye Devam Et
Aşkın Son Perdesi 28 bölümüne geçmeden önce kısa bir reklam ile destek olun.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder