Çatıda
durduklarında, aşağıdaki arabaların ışıkları sokağı aydınlatıyordu. Yaman,
Leyla’ya dönerek, "Bu gece burada saklanamayız. Direkt Kadir Bey’in karşısına
çıkmalıyız. Yüzleşmek zamanı geldi." dedi.
Leyla,
gözlerini kapatarak derin bir nefes aldı. "O zaman onu
bulmalıyız," dedi. "Gerçeği sadece onun ağzından
duyabiliriz."
Şehirde bir
hesaplaşma zamanıydı. Gece daha da karanlıktı—ama sırlar, sonunda gün yüzüne
çıkacaktı.
Şehrin
sessizliği, yaklaşan fırtınanın habercisi gibiydi. Leyla ve Yaman, terk edilmiş
binanın çatısında derin bir nefes aldılar. Peşlerindeki gölgelerden sıyrılmış
olsalar da bu, savaşın bittiği anlamına gelmiyordu. Gerçekler, daha fazla
kaçamayacakları kadar yakınlarına gelmişti.
Leyla,
çantasındaki dosyayı tekrar kontrol etti. Babasının yıllarca uğraştığı bu
belgeler, sadece bir adamın adalet arayışı değil, büyük bir komplonun çözülme
noktasıydı. Yaman, şehir ışıklarına bakarak, "Şimdi ne
yapacağız?"
diye sordu.
"Kadir
Bey’i bulacağız," dedi Leyla kararlı bir şekilde. "Sırlarını
koruyarak bu şehirde nasıl dolaştığını öğrenmeliyiz."
Yaman, iç
çekerek başını salladı. "O halde, onun peşine düşmek için
elimizde ne var?"
Leyla,
dosyanın içinden birkaç isim ve adres buldu. Babası, hayatını kaybetmeden önce
bu belgeleri toplamıştı. Yaman dikkatlice kağıtları inceledi. "Burada eski bir
fabrika adresi var," dedi. "Burası yıllardır kullanılmayan bir
yer. Ama bazı isimler burayla bağlantılı gibi görünüyor."
Leyla
gözlerini kıstı. "Kadir
Bey’in bağlantıları olan insanların orada bir şeyler sakladığını düşünüyorum.
Önce oraya gitmeliyiz."
Gecenin
içinde, sessizce çatıyı terk ederek fabrikaya doğru ilerlediler. Gözleri her
köşeyi tarıyordu—şehrin duvarları artık sırlarla doluydu.
Şehir
sessizdi. Gecenin serin rüzgârı, Leyla’nın yüzüne çarparken içindeki
huzursuzluğu daha da derinleştiriyordu. Fabrikaya doğru ilerlerken Yaman,
çevreyi dikkatlice inceliyordu. Burası uzun yıllardır terk edilmiş gibi görünse
de, belli ki hâlâ gizli toplantılara ev sahipliği yapıyordu.
Kapının
önüne geldiklerinde, Leyla derin bir nefes aldı. "Burada bizi neler
bekliyor, bilmiyoruz," dedi.
Yaman başını
salladı. "Ama
bildiğimiz bir şey var—buradan geri dönmeyeceğiz."
Paslı kapıyı
araladılar. İçerisi karanlıktı, sadece birkaç kırık floresan lambanın soluk
ışığı boşluğu aydınlatıyordu. Raflarda eski kutular ve yıpranmış dosyalar
vardı. Buraya geldiklerinde bir şey bulacaklarını umuyorlardı—ama neyle
karşılaşacaklarını tam olarak bilmiyorlardı.
Tam içeriye
adım attıkları anda, yankılanan bir ayak sesi duyuldu. Leyla ve Yaman refleksle
saklanarak duvarın gölgesine çekildi. İçeriye giren kişi, uzun paltosu ve sert
bakışlarıyla Kadir Bey’in adamlarından biriydi.
Leyla,
nefesini tutarak Yaman’a fısıldadı. "Burada gerçekten bir şeyler
saklı."
Adam
etrafına göz gezdirirken, elindeki telefonu açtı ve sessizce konuşmaya başladı.
"Evet,
dosyaları henüz bulamadık. Ama biri buraya girmiş olabilir."
Leyla’nın
kalbi hızlandı. Onlardan haberdar mıydılar?
Yaman,
saklandıkları yerden hafifçe eğilerek konuştu. "Burada kalamayız.
Daha derine inmeliyiz."
İçeriye
doğru daha sessizce ilerlediler. Arkalarında adamın gölgesi büyüyordu. Ama
Leyla'nın içinde, artık kaçmak yerine yüzleşme arzusu büyüyordu. "Bunu burada
bitireceğim," diye düşündü.
Fabrikada
yankılanan sessizlik, Leyla ve Yaman’ın nefes almasını bile zorlaştırıyordu.
Gölgeler arasında ilerlerken, duvarların arkasındaki sırlara ulaşmak için
sabırsızlanıyorlardı.
Leyla’nın
içinde bastıramadığı bir öfke büyüyordu. Babasının ölümü bir rastlantı değildi,
yıllardır üzerine kurulan bir oyunun son halkasıydı. Şimdi, o halkayı kırmanın
vakti gelmişti. Yaman ile göz göze geldiler. Sessiz bir anlaşmayla ilerlemeye
devam ettiler.
Fabrikadaki
rafların arkasında, tozla kaplanmış eski dosyaların olduğu bir masa vardı.
Leyla gözlerini hızla tarayarak kağıtları aradı. Bir isim arıyordu—onu Kadir
Bey’e bağlayan bir ipucu.
Tam o
sırada, bir kapının açılma sesi duyuldu. Leyla ve Yaman anında saklanarak
adamların fabrikaya girişini izlediler.
"Buraya
geldiklerini biliyoruz," dedi Kadir Bey, sert bir ses tonuyla. "O dosya onların
elinde olmamalı."
Yaman
dişlerini sıktı. Artık kaçmak bir seçenek değildi. Leyla başını dik tuttu. "Buradayız," dedi, gölgelerden
çıkarak. "Artık
yüzleşme vakti geldi."
Leyla ve
Yaman’ın kararlılığını daha da pekiştiriyordu. Kadir Bey, birkaç adamıyla
birlikte gölgeler arasından ilerlerken, yüzündeki sert ifade artık net bir
tehdit oluşturuyordu.
📖 Hikayeye Devam Et
Aşkın Son Perdesi 29 bölümüne geçmeden önce kısa bir reklam ile destek olun.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder