Murad, padişah huzuruna çıktıktan sonra saraydan
ayrıldığında, aklında hâlâ içini kemiren sözler çınlıyordu:
"Sadakatin test edilecek, Murad. Gönlün mü, devletin
mi ağır basacak?"
Bu uyarının ne anlama geldiğini tam olarak
kavrayamasa da, Edirne sokaklarında dolaşan huzursuzluk dalgası, çok yakında
önemli bir fırtınanın kopacağını açıkça gösteriyordu. Yeniçeri kışlasına
döndüğünde, komutanlar arasındaki gergin bakışlar, yaklaşan bir tehlikenin
sessiz habercisiydi. Fısıltılar arasında, sınır boylarındaki bazı beylerin
isyana meylettiği, Osmanlı'nın içeriden zayıflatılmak istendiği konuşuluyordu.
Murad’ın gece nöbetine denk gelen bir sessizlik
anında, yıldızlarla kaplı gökyüzüne bakarken içindeki fırtınalar yeniden
alevlendi. Elif… Zarif ve narin. O sabah çarşıda, fırıncı kadının yanından
geçerken bir an gözüne ilişmişti. O kısacık bakış bile yüreğinde yangınlar
başlatmaya yetmişti. Fakat o yangın, yalnızca aşkın değil, aynı zamanda
sadakatin ateşiydi. Her geçen gün, gönlünün emirleri ile sancağın kuralları
arasında sıkışıyordu.
O gece kışlada silah sesleri duyuldu. Murad hemen
yerinden fırladı. Kılıcını kuşanıp avluya koştuğunda, birkaç askerin gizlice
dışarı çıkmaya çalıştığını fark etti. Komutanlardan biri, Murad’a dönerek kısık
bir sesle konuştu:
"Sadakat bozulmuş Murad… İçimizden bazıları
başka sancaklara hizmet ediyor."
Bu ihanet, içten bir çürümeyi işaret ediyordu.
Murad, yıllarını verdiği kışlanın artık güvenilir bir liman olmadığını fark
etti. Aynı safta yürüdüğü adamlar, gece karanlığında düşmana dönüşüyordu. İçten
içe şüphe duymaya başladığı tek bir şey vardı: Bu isyanın kime hizmet ettiği…
Ve o gece, Elif'ten bir haber geldi. Küçük bir
çocuk, Murad’ın kaldığı bölüğün kapısına yanaşıp ona bir not bıraktı:
"Beni saraydan uzaklaştıracaklarını
söylediler. Gözlerim seni ararken, kalbim bir savaşın tam ortasında kaldı.
Elif."
Murad’ın içi paramparça oldu. Elif de
tehlikedeydi. Aşkı korumak mı, yoksa devleti savunmak mı? Bu sorular, zihninde
kılıçlar gibi çarpışmaya başladı.
O gece, kılıcını eline aldı. Hem ihanet eden
arkadaşlarına, hem de Elif’i almak isteyen karanlık güçlere karşı durmaya yemin
etti. Yüreğindeki aşkı da, bağlı olduğu devleti de koruyacak tek yol; savaşın
ortasında ayakta kalabilmekti.
Gecenin ayazında, Murad’ın gölgesi avluda
uzarken, yıldızlar sanki kaderin satırlarını gökyüzüne kazıyordu. Ve o
satırlarda, sadece kan, gözyaşı ve sadakat yazılıydı.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder