'Aydınlanma Çağı'ndan bu yana ve zamanıınız dahil. simyayı, modern kimyanın ilkel bir öncüsü olarak kabul etmek adet haline gelmiştir. Bunun bir sonucu olarak simya literatürüyle meşgu I olan neredeyse bütün bilginler, onu geç dönem kimyasal gelişmelerin en erken safüalarıııdan farklı bir şey olarak görmek için hiçbir sebebe sahip olmamışlardır.
Simyaya bu tek taraflı bakış tarzı, en azından, metallerin, renklerin ve camın hazırlanmasındaki geleneksel zanaat tecrübesinin koleksiyonu ile aslında simyada merkezı bir rol oynayan görünüş itibariyle akıl dışı işlemler arasında yapılacak bir ayrıma sebep olma meziyetini göstermiştir. Bu zanaat tecrübesi koleksiyonu önemsiz miktarda olmaktan uzak olarak bilinirken, simyacıların, mcıgisteriunılarının I kimyasal olarak anlamsız formüllerine inatçı bağlılıkları haydi haydi tuhaf görünmezlik edemezdi.
İnsanlar kolayca şu sonuca ulaştılar; doymak bilmez altın yapma arzusu sürekli olarak insanların bir yığın fantastik reçetelere inanmasına sebep olmuştu, bu reçeteler doğru bir şekilde görüldüğünde, kadim insanların tabii felsefesinin popüler ve hnrafeci bir uyarlamasından daha fazla bir şey değildi; daha doğrusu sanki simyacılar, kısmen fiziksel işlemler vasıtasıyla kısmen de büyüsel uygulamalar vasıtasıyla Aristocu ınateria primcı -her şeyin 'zemin'i-üzerine doğrudan dayanmaya çalışmışlardı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder