Mangal baĢında, akĢam kahvesini içerlerken sokak kapısı akı sıkı çalınmağa baĢladı.
Hacı Ali Efendi, keyifli bir surette gülümsedi:
— Bu, bizim kiracının çalıĢı... Para getirmiĢ olacak. Dedi. Kaynanası dudaklarını
büktü. Kiracının, ayın yirmisinden evvel para getirdiğini rüyada görse, hayra
yormazdı.
Müzeyyen, cumbanın kafesine abanmıĢ, kapıyı çalam seçmeğe çalıĢıyordu: Efendi
baba, galiba sarıklı bir adam...
Dedi. Hacı Ali Efendi hayret etti:
— Sarıklı adam kim acaba?.. Dilenci olmasın sakın?.. Haydi, Elif ablaya haber ver!
Elif abla, evin aĢçısıydı. Kulağı ağır iĢittiği için, kapının çalındığını daima yukarıdan
haber vermek lâzım gelirdi.
Kapıda, uzun bir münakaĢa oldu. Gelen, galiba ne istediğini Elif ablaya
anlatamıyordu. Hacı Ali Efendi, terliklerini giyerek, merdiven baĢına çıktı:
; — Kim o Elif abla? Ne oluyor? Bir saattir kapıda çene çalıyorsun.
Diye seslendi. Elif:
— Softa gibi bir adam... Hacı Hafız mı diyor, ne diyor anlıyamıyorum.
Diye cevap verdi. Hacı Efendi:
— Sus bağırma... Allah müstahakkını versin. Herif iĢitecek...
Diyerek aĢağı indi...
Gelen adam, yumuk yüzlü, ĢaĢı gözlü, ince seyrek sakallı, kuru paytak bir softa idi.
Arkasında sarı bir çanta, omuzunda bir heybe vardı.
— Hayrola molla; kimi arıyorsun?..
Hoca, cevap vermedi. Sade mahcup bir tavırla Hacı Ali Efendinin elini alıp iki kere
öptü, baĢına koydu:
— Molla, sen kimsin? Ben, seni tanımadım... Hoca, mahcubane sırıtarak:
—. Evlâd-ı mâneviniz, mahdumunuz makamında Hafız Hacı...
Hacı Ali Efendi, baĢını kaĢıyor, böyle bir mânevi oğlu olduğunu bir türlü
hatırlamıyordu. Hoca, mahcubiyetinden parmaklarını ısırarak anlatmağa çalıĢıyordu:
— Hani, Muğlada, hacı hafız Yunus dâiniz vardı... Hani, geçen yıl, merhum
olmuĢtu!..
—. Muğlalı hacı hafızı hatırlıyorum... Mübarek bir adamdı. Amma öleli, hemen
hemen, beĢ altı sene var... Belki de daha ziyade...
— Hani belki de öyledir... GeçmiĢ gün, aklımda kalmaz ki... Hani dâileri, Ģöyle
takriben, dedim, binaenalâzâlik, efendim, benim, velinimetimdir.
Hacı Ali Efendi, kalın kaĢlarını kaldırarak:
Tanrı Misafiri; Reşat Nuri Güntekin'in, Türkiye toplumunun her kesiminden eşsiz insan manzaralarını ustalıkla sunduğu hikayelerini kapsar. Hikayelerin adları bile yazarın geniş yelpazesi hakkında fikir vericidir: Tanrı Misafiri, Yaseminli Yuva, Deniz Banyosu, Münzevinin Esrarı, Yanakların Taksimi, Gece Ziyaretçileri, Su Çekme ve Bulaşık Yıkama, Şapka Duası, Bir Aile Meselesi, Medeni Gühanlar, Bir İstifa, Bir Centilmen, Porselen Çay İbriği, Hatıra Defteri, Kesatlık, Bir Modern Genç Kız, Sinema, Çocuk ve Sokak, Biçilmiş Kaftan, Bir Artist, Diplomasız Doktor, Hasta Çocuk, Bir Gümrük Kaçakçılığı.
(Arka Kapak)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder