Bölüm 1 : Gölgedeki Sevda
Rüzgâr, Nişabur’un kadim surlarına çarparken taşıdığı
tozla birlikte geçmişin fısıltılarını da getirmişti. Bahar henüz tam uyanmamış,
ağaçlar yeşermeye yeni başlamıştı. Güneş, şehrin minarelerine eğik bir açıyla vuruyor,
gölgeler uzun ve sessizce uzanıyordu taş sokaklara.
Melikşah Bey, atının üzerinde şehre doğru ilerlerken
gözlerini semaya dikmişti. Yirmi sekiz yaşındaki bu Selçuklu komutanı, yalnızca
savaş meydanlarında değil, kalbinin içinde de çetin savaşlar vermişti.
Sultan’ın emriyle Nişabur’a tayin edilmiş, isyancı
bir beyin bastırılmasının ardından şehrin huzurunu sağlamakla
görevlendirilmişti. Ama kalbinin en derin köşesinde, bu şehrin ona başka bir
kader sunacağını hissetmekteydi.
Nişabur’un çarşısından geçerken, gözleri kalabalığın
içinde bir çift gözle kesişti. Kumaş tezgâhlarının arasında, başındaki örtüyü
hafifçe geriye atmış, elleriyle ipekleri incelerken bir kadın…
Zarifti, fakat yalnızca güzelliği değil; duruşunda
bir asalet, gözlerinde derin bir keder saklıydı. O gözler bir an için
Melikşah’ın yüreğine hançer gibi saplandı.
Kadının adı Zeynep Hatun’du. Nişabur’un saygın
ailelerinden birinin kızı, merhum kadı Halefeddin’in tek evladıydı. Babasının
ölümünden sonra çarşıdaki işleri yürütmek annesiyle ona düşmüştü.




