Gittiği okullarda tutunamayan, hiper aktif, yaramaz mı yaramaz bir çocuk. Başına gelen onca ilginç şeyden en göze çarpanı ise babasının bir Yunan Tanrısı olması. Yani Percy Jackson bir melez; annesi insan, babası Tanrı. Bunu öğrendikten sonra kendisine verilen ilk görev ise, Zeus’un çalınan şimşeğini bulup Olimpos’a götürmek, bunu yapamadığı takdirde tanrılar arasında korkunç bir savaş çıkabilir…Hayal gücünün sınır çizgilerini aşan bir kitap.
Mitolojik yaratıklar ve Olimposlu tanrılar, Percy Jackson’ın hayatını yerle bir ediyorlar. İşin daha da kötüsü, Percy birkaç tanesinin damarına bastı bile. Zeus’un şimşeği çalındı ve tek şüpheli Percy. Şimdi Percy, Annabeth ve Kıvırcık’ın, on gün içerisinde Zeus’un çalınan şimşeğini bulup savaş meydanına dönmüş olan Olimpos’a geri götürmesi gerek. Bakın, melez olmayı ben istemedim.
Siz de melez olduğunuzu düşünerek bu satırları okuyorsanız, tavsiyem şu: kitabı hemen kapatın! Anne babanız nasıl doğduğunuza dair hangi yalanı söylediyse ona inanın ve normal bir yaşam sürmeyi deneyin.
Melez olmak tehlikeli. Korkunç. Çoğu zaman da pis şekillerde, acı çektirerek öldürüyor sizi.Şayet normal bir çocuksanız, bunu da kurmaca olduğunu düşündüğünüz için okuyorsanız, harika.Okumaya devam edin.
Bunların hiçbirinin olmadığına inana bildiğiniz için sizi ne kadar kıskanıyorum. Ama eğer bu sayfalarda kendinizi buluyorsanız, içinizde bir şeyler kıpır kıpır oluyorsa, hemen okumayı bırakın. Siz de bizlerden biri olabilirsiniz. Bir kere bunu anladınız mı, onların da bunu hissetmesi an meselesi olacak ve peşinize düşecekler.
Uyarmadı demeyin.Benim adım Percy Jackson.On iki yaşındayım. Birkaç ay öncesine kadar, New York’un dışındaki, sorunlu çocuklar için özel bir okul olan Yancy Akademisi’nde yatılı öğrenciydim. Sorunlu bir çocuk muyum?
Eh, öyle diyebilirsiniz.
Bunu kanıtlamak için şu kısacık, sefil yaşamımdaki herhangi bir anı anlatabilirim. Ama işler esas geçen Mayıs ayında, altıncı sınıflar için Manhattan’a bir araştırma gezisi düzenlediklerinde, gerçekten kötü gitmeye başladı. Her biri kafadan kontak, yirmi sekiz tane çocuk ve iki öğretmen sarı renkli okul otobüsümüze atlamış, antik Yunan ve Roma şeylerine bakmak için Metropolitan Sanat Müzesi’ne gitmiştik.
Biliyorum, işkenceymiş gibi geliyor kulağa. Yancy Akademisi’nin çoğu gezisi öyledir. Ama Bay Brunner, yani Latince öğretmenimiz düzenliyordu bu geziyi, o yüzden umutluydum. Bay Brunner, motorlu bir tekerlekli sandalyesi olan orta yaşlı bir adam. Saçları gittikçe seyrekleşiyor,sakalı çalı gibi, eprimiş tüvit ceketi her zaman kahve kokar. Aklınıza havalı bir adam olacağı gelmez ama sınıfta öyküler anlatır, şakalar yapar, oyunlar oynatır. Muhteşem bir Roma zırhları ve silahları koleksiyonuda olduğundan, dersinde uyumadığım tek öğretmendir.
Bu gezi idare eder diye ummuştum. En azından bir kereliğine başım belaya girmez diye ummuştum.Yanılmışım.
Dünya çapında milyonlarca okura ulaşmış ve artık çağdaş bir efsane haline gelmiş Percy Jackson ve Olimposlular serisinin yaratıcısı Rick Riordan, çizgi roman dünyasının en güçlü isimleriyle bir araya geliyor.Tanrılardan bile daha güçlü bir şeyin peşine düşen o unutulmaz karakterin, Percy Jackson’ın hikayesini bir kez daha okuyacaksınız.”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder